İnsan dünyaya gelişimi tamamlanmamış olarak gelir. Ve gelişim dönemleri sayesinde birey tamamlanır. Bunun yanı sıra gelişim dönemleri birbirini takip eder. Her gelişim evresinde bireyin karşılaştığı farklı sorunlar vardır. Bu sorunlarla karşılaştıkça gelişimi devam eder ve tamamlanır. Aslında bu sorunları aynı gelişim döneminde olan bireylerde geçirir ama bireysel farklılıklar söz konusudur. Bu sorunlar her evrede sağlıklı çözülürse bir sonraki gelişim evresine sağlıklı bir şekilde geçer. Eğer kişi o dönemin sorunlarıyla yeterli şekilde başa çıkamazsa, sonraki gelişim dönemleri daha da zor olur.
Gelişim dönemleri, bireyin yaşadığı ya da yaşamadığı çatışmaların izlerini taşır. Bu izler fiziksel, sosyal, duygusal, ahlak, kişilik, bilişsel gelişiminden ayrı düşünülemez. Bunlar ruhsal gelişimi oluşturan parçalardır. Bireyin davranışları niceldir, ruhsal gelişimi ise niteldir. Bizler ruhsal gelişiminin yansımalarını bireyin davranışlarında görürüz. Örnek olarak bebeklikte bakımı tam yapılmamış çocuğun fiziksel gelişiminin yavaş olmasından kaynaklı ileriki yaşlarda zihinsel problemler yaşaması ya da çocukluk döneminde fazla ödül ve ceza verilerek çocuğun vicdan gelişiminin olmamasından kaynaklı ahlaki seçimlerde problem yaşaması gibi olaylarla ruhsal gelişim şekillenir. Kısacası bireyin gelişim dönemlerinde karşılaştığı sorunlar bilinmeden ruhsal gelişimi bilinemez, yorumlanamaz.
Gelişim dönemleri; bebeklik, ilk çocukluk, son çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık dönemi olmak üzere altıya ayrılır. Bireyin ilk gelişim dönemi bebekliktir.
BEBEKLİK DÖNEMİ (0-2 YAŞ)
Bu dönem anne karnından sonra büyümenin en hızlı geliştiği ikinci dönemdir. Bebekler bu dönemde en çok anneyle bağ kurarlar. Anneyle kurulan duygusal ilişkinin şekli çok önemlidir. Bebeğin ihtiyaçlarının bakıcısı tarafından düzenli, yeterli miktarda ve tutarlı şekilde karşılanması bebeğin ileriki yıllarda bağlanma şeklini etkiler. Bunun yanı sıra bebeğin bakımının kalitesi (iyi beslenmesi, uyarıcıların olması, sevilmesi vb.) bebeğin kalıtımla getirdiği potansiyelinin ortaya çıkmasına sebep olur.
Bu dönemde bebek ses çıkarmayı ve yürümeyi öğrenir. Bebeğin konuşmaya başlamamış olması otizm, zeka geriliği ya da sağırlığın göstergesi olabilir. Sağlıklı bir bebeğin 12-18 aylar arasında bıngıldağı kapanır. Fakat bıngıldağının zarar görmesi zihinsel sorunlara yol açar. Ya da bıngıldağın daha önce kapanması mikrosefali (küçük kafalılık), geç kapanması ise hidrosefaliye (büyük kafalılık) neden olur. Bu dönem çocuğun bakıma en çok muhtaç olduğu dönemdir. Bebekler bakımını yaptırmak için güler ya da ağlarlar. Bebekler de 3 aydan sonra sosyal gülümseme başlar bundan öncesi refleks gülümsemedir. Bebeklikte duygular temel duygular ve öz bilinç duyguları olmak üzere ikiye ayrılır. İlk altı ay temel duygularını gösterirler ve öz bilinç duygularını öğrenirler. Bebeğin bu dönemde en çok ihtiyacı olan düzenli, dengeli ve tutarlı sevgidir. Bir sonraki gelişim dönemi ilk çocukluk dönemidir.
İLK ÇOCUKLUK DÖNEMİ (2-6 YAŞ)
Bu dönemde çocuğun kaba motor kasları daha çok gelişir, büyüme devam eder ama büyümenin hızı biraz yavaşlar. Çocuk bu dönemde sosyalleşmeyi öğrenmeye başlar. Gittiği yerde birine tepki vermeden önce annesine bakar. Anne rahatsa çocuk güler, el sallar ama anne o ortamdan rahatsızsa çocuk huysuzlanarak tepki verir. Yani bu dönemde çocuk anne babasını sosyal referans olarak alır. Çocuk çevreden gelen ipuçlarını çözerek sosyalleşir eğer bu ipuçlarını çözemezse çocuk saldırgan ve olumsuz tepkiler gösterir. Bu tarz tepki gösteren çocuklara uyumsuz çocuklar denir.
Çocuk ses çıkarma oyunundan sonra kuralsız oyun oynamaya başlar. Ebeveynlerin ona aldığı oyuncaklar çok önemlidir. Çocukların gelişim düzeyine uygun hatta 1-2 yaş daha onların seviyesine uygun oyuncak verilirse daha rahat sosyalleşirler. Büyükleri taklit ve test davranışları ortaya çıkar. Çocuk bu dönemde çok fazla soru sorar. Sorularının cevaplanmaması ya da azarlanması çocukta çekingen kişiliği ortaya çıkarır. Çocuklar duygularını tanımayı ve düzenlemeyi başkalarının duygularını ve beden dilini izleyerek, kendi deneyimleriyle birleştirerek yüz ifadelerinin farkına varırlar. Beş yaşındaki çocuk duygularını kontrol edebilen ve anlayabilen hale gelir. Ondan öncesindeki yaşlarında da duygular yaşar ama yaşadığı duyguyu çok anlamlandıramaz.
Ahlak gelişimi ile bilişsel gelişim aynı paralelliktedir ve bu dönemde başlar. Çocuk iyi ile kötü arasındaki ayrımı yapmaya başladığında gelişir. Yani çocuk artık davranışın arkasındaki niyeti anlamaya başlar. Bu dönemde çocuğa verilen ödül ya da cezanın fazlalığı çocuğun dış denetimli birey olmasına neden olur. Ve vicdan gelişimini engeller bu da ahlak gelişiminin engellendiğinin göstergesidir. Bilişsel gelişim, çocuğun bu dönemde çevresiyle artan etkileşimi sonucunda şemaların oluşmasıyla gerçekleşir. Çocuğun bu dönemde çok soru sormasının sebebi şema oluşturmaya çalışmasıdır. Çocuk bu dönemde somut işleri anlar soyut kavramları anlamlandıramaz. Bilişsel gelişim için aile iç dinamiği çok önemlidir. Aile içi etkileşim, kardeş sayısı, konuşma düzeyi, anne babanın eğitimi, anne babanın disiplin yaklaşımı, anne babanın tutumu ve anne babanın tutarlılığı çok önemlidir. Bir sonraki gelişim evresi son çocukluk dönemidir.
SON ÇOCUKLUK DÖNEMİ (7-11 YAŞ)
Çocuğun büyümesi devam eder ama daha yavaştır. Bu dönemde çocuğun okula başlamasıyla birlikte ince motor kasları daha çok gelişmeye başlar. Çocuk oyun oynayacak arkadaş bulabiliyorsa o çocuğun ruhsal sağlığı iyidir diyebiliriz. Hiç arkadaşı olmamasındansa kötü arkadaşının olması tercih edilir. Çünkü bu dönemde çocuk hemcinslerinden cinsiyet rollerini öğrenir. Ayrıca arkadaş ilişkisi yatay bir ilişki çeşidi olduğu için statü olarak birbirlerine eştirler. Ayrıca çocuk için bu dönemdeki sosyalleşme başarıyı temsil eder. Eğer çocuk iletişim kurmakta başarılı olamazsa “BAŞARIYA KARŞI AŞAĞILIK DUYGUSU” gelişir. Bu dönemdeki akran ilişkilerinde ileriki yaşamı için iletişimde prova imkanı sağlar.
Bu dönemde soyut düşünmeye başlarlar ve buna paralel olarak bilişsel gelişim hızlanır diyebiliriz. Empati yeteneği gelişmeye başlar. Bu dönemde çocuk üzerinde önemli etkisi olan bir diğer faktörde öğretmendir. Öğretmenin dengesiz ve tutarsız olması çocukta depresyona neden olabilir. Bir sonraki gelişim evresi ergenlik dönemidir.
ERGENLİK DÖNEMİ (12-24 YAŞ)
Ergenlik fırtına ve stres dönemidir yani zor bir dönemdir. Aynı zamanda birçok gelişim alanının tamamlandığı dönemdir. Büyümenin en hızlı olduğu üçüncü evredir. Yetişkinlikteki boy ve kilomuza ulaşırız. Ergenlik döneminde cinsiyeti, ülkenin iklimi, ülkenin gelişmişlik düzeyi gibi birçok faktör etkilidir. Bu faktörlerin nedenlerini açıklayacak olursak kız çocukları erkek çocuklarına göre daha önce ergenliğe girerler. Aynı zamanda sıcaklığın yüksek olduğu ülkelerde de ergenlik dönemi daha erken başlar. Bunun yanı sıra gelişmiş ülkelerdeki çocuklar gelişmemiş ülkelerdeki çocuklara göre daha önce ergenliğe girer.
Bu dönemde fiziksel görünüş çok önemlidir. Bundan kaynaklı daha çok kız çocuklarında görülen yeme bozuklukları ortaya çıkar. Bu yeme bozuklukları blumia nevroza (aşırı yemek yemeden kaynaklı kusma) ve anoreksiya nevrozadır (kilo alma korkusuyla yemek yememe). Bu dönem sosyalleşme içinde önemli bir dönemdir. Akran ilişkilerinin tavan yaptığı, anne baba ve öğretmen ilişkilerinin kötüleştiği sosyal etkileşim dönemidir de diyebiliriz. Bunun yanı sıra arkadaşlarından onay görmek bu dönemde onlar için çok önemlidir. Kendilerini arkadaş grubuna kabul ettirmek için her şeyi yapabilirler. Grubun onayı onlar için her şeyden üstündür.
Ergenler sosyal ilişki konusunda kararsızdırlar, çok sık arkadaş değiştirirler. Özellikle çok değişik ve çok fazla insanla arkadaşlık kurmayı isterler. Bunun sebebi bu dönemin en önemli özelliğinden biri kimlik arayışıdır ve ben kimim sorusuna cevap ararken kendisini arkadaşlarıyla kıyaslar. Ne kadar farklı ve çok arkadaşı olursa kendisini onlarla kıyaslama fırsatı elde eder. Bu akran ilişkileri hem cinsel gelişim hem de kişilik gelişimini etkiler. İnsanları ilgilendiren hak, özgürlük, adalet gibi konuları sorgulamaya ve daha çok ilgilenmeye başlarlar. Ahlak, ideoloji ve değer sistemini geliştirir.
Erken Ergenlik: Erken ergenliğe girilmesi bu dönemin büyük sorunlarından biridir. Bu sorunun nedenleri; hormonlu gıdalar, çok fazla uyarılma ve cinsellikle erken yaşta tanışılmasıdır.
Erken ergenliğin sebep olduğu sorunlar; boy kısalığı, erken cinsel davranışlar ve bu davranışların getirdiği rahatsızlıklar ve yaşına uymayan davranışlardır. Bu nedenle erken ergenlikten dolayı çocuklar ruhsal problemler yaşayabilirler. Ataerkil kültürlerde kız çocuğu daha çok içine kapanır bunun utanç verici bir problem olduğunu düşünür. Ve bedenindeki değişimleri saklamak için bol giyme yoluyla gizlemeye çalışır. Ergenliğe erken girilmesi erkek çocukları için büyük duygusal sorunlara yol açmayabilir ve aile bunu bir şeref gibi görerek çocuğu cesaretlendirebilir. Bu dönemde birey meslek seçimini yapar. Bir sonraki gelişim evresi yetişkinlik dönemidir.
YETİŞKİNLİK DÖNEMİ (25-59 YAŞ)
Yetişkinlik dönemini kendi içinde genç yetişkinlik (19-29 yaş) ve orta yetişkinlik(30-59 yaş) dönemi olarak ayırabiliriz. Genç yetişkinlik döneminde birey ev idaresini öğrenir. Eş ve iş seçimini yapar ve çalışma yaşamına uyum sağlamaya çalışır. En çok ruhsal problem görülen dönem yetişkinliktir. Ruhsal problemler cinsiyete, medeni duruma ve sosyoekonomik düzeye göre değişir. Bu nedenle ruhsal problemler cinsiyete göre kadınlarda, medeni duruma göre bekarlarda ve sosyoekonomik düzeye göre de geliri düşük olan bireylerde daha fazla görülür. Bunun sebebi bence kültür ve toplum baskısıdır.
Orta yetişkinlik döneminde birey tecrübelidir. Ekonomik standartlara sahiptir, hobiler edinir, fiziksel değişiklikleri kabul eder ve üretkendir. Fiziksel değişikliklerden bahsedilen şey tat alma, görme ve duyma gibi duyularda azalmaların başlamasıdır. Üretkenlikten kastedilen çocuklarını iyi yetiştiren ve iş yerinde diğerlerine rehberlik eden bireydir. Eğer birey üretken değilse durgunluk yaşar ve sonuç ise genelde depresyondur. Durgun kişilerde iş değişimi, aldatma, eş değişimi, din değişimi, ideolojik değişiklikler ya da hiç alkol kullanmayan bireyin alkol kullanmaya başlaması gibi değişiklikler gözlenebilir. Bireyin son gelişim evresi yaşlılık dönemidir.
YAŞLILIK DÖNEMİ (60+…)
Bu dönemde emeklilikle birlikte azalan gelire uyum sağlanmaya çalışılır. Azalan fiziksel ve bilişsel güce, eş kaybına uyum sağlamaya çalışılır. Ne var ki birey geleceğe dair plan yapamadığı için düşünceleri geçmişe döner ve geçmişin değerlendirilmesi yapılır. Bu değerlendirme sonucunda acısıyla, tatlısıyla geçmişini kabul edenler benlik bütünlüğüne ulaşır. Birey geçmişini kabul etmiyorsa, keşkeleri fazlaysa umutsuzluk yaşar ve bunun sonucunda hiç ölmeyecekmiş gibi para biriktirir.

KAYNAKÇA
- Özekes, M. (Ed.) (2021). Çocuklarda ve Ergenlerde Duygusal ve Davranışsal Bozukluklar. Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık
- Kurt, G. (Ed.) (2020). Çocuk Ruh Sağlığı. Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık
- https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/779088

