DAVRANIŞ VE RUHSAL SORUNLAR

304
DAVRANIŞ VE RUHSAL SORUNLAR
ads

Davranış ve ruhsal sorunlar toplumsal değil bireysel sorunlardır. Fakat bazı toplumlarda davranış ve ruhsal sorunlar ile daha sık karşılaşılıyor. Bunun sebebi insanın sosyal bir varlık olmasıdır. Ve davranış sorunları dediğimiz şey kişinin iletişimdeki sosyal ipuçlarını doğru yorumlayamamasından kaynaklanır. Bir diğer sebebi ise o toplumun kültürü ve değerleridir. Bilimsel araştırmalara göre toplumlarda ruhsal sorunların görülme sıklığı %2,6 ile %15 arasındadır. Fakat bazı toplumlarda daha belirgin ruhsal sorunlar görülür. Örnek olarak depresyondaki kişi sayısı %27 oranı ile Güneydoğu Asya bölgesi birinci sırada yer almaktadır.

Güneydoğu Asya bölgesinde depresyon sıralamasında birinci ülke Çin, ikinci ülke Japonya’ dır. Çinin nüfusunun dünyanın en kalabalık ülkesi olduğu düşünülürse bu örneğin Japonya üzerinden açıklanması daha mantıklıdır.

Hikikomori ve Aokigahara

Japonya da altı aydan daha uzun süre okula ve işe gitmeme, sosyalleşmek isteseler de sosyalleşememe ve evden çıkmama durumu vardır. Ve bu duruma sık rastladıkları için bunu yaşayan kişiler için bir terim kullanmaktadırlar. Bu kişilere HİKİKOMORİ denir. Vakalardan birisi yedi yıl boyunca evinden hiç çıkmamıştır. Japonya da depresyonun yaygın olmasıyla birlikte intihar da yaygındır. Ve intihar etmek için “Aokigahara: intihar ormanı” olarak bilinen bir orman vardır. Bahsedilen ormanda ağaçlara asılı birçok ceset bulunmaktadır. Bu ormana gitmek, gezmek ve intihar etmek serbesttir. Bunun sebebine baktığımızda toplumun gelişmişlik düzeyi ya da refah düzeyiyle alakalı olmadığını görüyoruz. Tamamen toplumun değer yargıları, normlarıyla ve bunun kişi de oluşturduğu baskıyla alakası vardır.

Ülkemizde köprü yapımında görevli olan Japon mühendis yapılan hatadan kendisini sorumlu tutmuş ve intihar etmiştir. Japon kültüründe yapılan iş bir onur meselesidir. Ve yapılan yanlıştan kim sorumluysa düzeltmesi beklenir. Bu yanlışı diğer toplumlarda olduğu gibi bir özür ya da daha iyisini yaparak telafi edemezler. Yanlışı yapan kişinin intihar etmesi beklenir ve o zaman hatasını telafi ettiği düşünülür.

Bir başka kültürden örnek verecek olursak Hindistan dünya da en çok tecavüzün gerçekleştiği ülkelerden birisidir. Verilere göre her 15 dakikada 1 kadın tecavüze uğramaktadır. Tecavüz olayları incelendiğinde tecavüzcülerin kin tutma, intikam almak, göz korkutmak için pişmanlık duymadan yaptıkları gözlenmiştir. Bunun ardında yatan farklı birçok sebep vardır. Bu sebepler: ülkede toprak ağalarının olması, dinsel farklılıklardan kaynaklı çatışmalar, kast sisteminin olması, hak ve özgürlük kavramlarının bilinmemesi ya da anlaşılmamış olması ve yargılamaların taraflı, cezaların az olmasıdır.

İncelenen bu olayların çoğu toplu tecavüz vakalarıdır. Örneğin bu vakalar 8 yaşında Müslüman bir çocuğa 7 Hindu’nun tecavüz etmesi ya da insan kaçakçılığını protesto etmek isteyen gruptan sivil toplum örgütüne mensup 5 kadının kaçırılıp toplu tecavüze uğraması gibi. Sekiz yaşındaki çocuğa tecavüz edenler ülkede iki dine mensup olanlar tarafından çatışma çıkacağı gerekçesiyle yargılanmadılar. Ve sivil toplum örgütündeki kadınlara tecavüz edenler de yargılanmadı. Çünkü protesto yapılan yer bir toprak ağasının olduğu bölgedeydi, onun adamlarından şüphelenildi ama yargılama olmadı.

Gulabi Gang

Bu olaylara sessiz kalınmasına, yargılamaların olmamasına kadınlar kendileri bir çözüm bulmuşlar. Ülkede en alt kast sistemine mensup olan kadınlar daha fazla sessiz kalamayarak “GULABİ GANG: Pembe Örgüt” ü kurmuşlardır. Örneğin kocasından şiddet gören bir kadının şikâyetine rağmen kocasını salarlarsa karakolu bu kadınlar sopalarıyla basıp polisleri ve kocayı dövüyorlar. Tecavüzcüleri meydanda bir yere bağlayarak dövüyorlar. Çünkü bu kadınların mottosu: “Erkeklere karşı sopa sözden daha etkilidir”. Tecavüz sorunun bu toplum üzerindeki etkisinin sebebi; çok kalabalık nüfuslarının olması, insan hayatının önemsiz olması, toplum olarak kadını bir yük olarak görmeleri, erkeğin daha çok hakka sahip olması, milli ve dini hikâyelerinde de kadının daha çok cefa çeken ve sebat etmesi gereken, erkeğin onu kurtarmasıyla tanrı olan motiflerin yer almasından kaynakladır.

            Verdiğim örnekler birbirinden çok farklı kültüre sahip iki ülke. Japonya gelişmiş bir ülke olmasına rağmen baskıcı ve katı kurallara sahip. Ve Hindistan gelişmekte olan ülke statüsüne sahipken hala bırakamadığı bir kast sistemi ve onun getirmiş olduğu inançları benimsemektedir. Sonuç olarak bu iki örnekten çıkarımım toplumun değer yargıları ve normları davranış ve ruhsal sorunların kaynağını oluşturur niteliktedir. Çünkü biz tek başımıza büyümüyoruz; anne-babamız, yaşadığımız çevre, ülkemizin kültürü, yaşadığımız çevrenin kültürü, ülkenin gündemi… Kısaca hepsi bizi etkilemektedir. Yani coğrafya kaderdir.

KAYNAKÇA

ads

Bir yanıt yazın