İnsanda amigdalanın başlıca görevi bilgilerin duygusal bileşenlerini işlemesidir. Amigdalada bulunan sinirler duygusal olarak uygun uyarıcı sunulduğunda aktif hale gelirler. Ve aktif hale gelen sinirler duyguları kodlamak, yorumlamak ve depolamakta görev alır. Özellikle korku ve mutsuzluk duygusu amigdala tarafından tetiklenen duygulardır.
Beynin her iki yarım küresinde de bir amigdala vardır. Bunlar yapı olarak birbirlerinin simetrisidir. İki amigdalanın birbirlerinden bağımsız bellek sistemleri vardır. Fakat duyguları yorumlamak ve depolamak için birlikte hareket ederler. Birlikte hareket etmelerine rağmen fonksiyonel olarak aralarında bazı farklar söz konusudur. Bu farklardan birisi sağ amigdalanın olumsuz duyguları, sol amigdalanın olumlu duyguları işlemekten sorumlu olmasıdır. Buna ek olarak sol amigdala korku gibi bazı olumsuz duyguları da tetikler.

Korku koşullanmasında korku uyaranları amigdalanın bazolateral kompleksine gelir. Burada bağlantılar oluşur. Hayatımızı etkileyecek olan uyaranlar hemen tespit edilir ve kalıcı belleğe kaydedilir.
Amigdalanın Hasar Görmüş Olması Halinde Ne Olur?
Bunun olması halinde uyaranlar belleğe kaydedilmez ve birey hiçbir şeyden korkmaz. Tehditleri algılayamadıkları için tehdit anında kaçamazlar ve tehlikelere açık hale gelirler. Kişisel alanları ne kadar ihlal edilirse edilsin rahatsızlık hissetmezler. Mesafe algılarında bir sorun oluşmaz. Birey olayların duygusal anlamını değerlendiremez. Tüm tutkuların, korkuların, üzüntülerin yerini büyük bir sessizlik ve duygusuzluk alır. Bir anlamda duygusal bir körlük yaşar. Dışadönük birisiyken, herkesten uzakta yalnız yaşamayı tercih edebilir ve yakın arkadaşlarına karşı kayıtsız kalabilir.
Bazı çalışmaların sonucuna göre anksiyete hastalarının daha küçük amigdalaya sahip olduğu tespit edilmiştir. Birçok vakada sol amigdalanın büyümesi antidepresan veya psikoterapi ile ilişkilendirilmiştir. Yapılan araştırmalara göre sol amigdala; anksiyete, obsesif kompülsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu ile bağlantılı bulunmuştur. Agresif davranış bozukluğu sergileyen gençlerde küçülmüş ve daha az aktif durumdadır.
Son olarak amigdalası hasar görmüş hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda tanıdık nesneleri algılayamadıklarını gözlemlemişlerdir. Ve bu hayvanlarda korkunun kaybolduğunu fark etmişlerdir. Amigdalası hasar görmüş hayvanlarda aşırı cinsellik isteğinin geliştiği kaydedilmiş ve yavrusu olan hayvanların da bebekleri ile yeterli miktarda ilgilenmedikleri, ihmal ettikleri gözlenmiştir.
Konu ile ilgili sitemizdeki diğer yazılarımıza da bakabilirsiniz.
KAYNAKÇA
- CANAN, S. (2018). Davranışların Sinirsel Temelleri. Ed. IŞIK, Ş. Psikolojiye Giriş (s. 49-78). Ankara: Pegem Akademi.
- https://doi.org/10.1016/B978-008045046-9.00838-X https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/B9780080450469008548?via%3Dihub
- https://doi.org/10.1016/B978-008045046-9.00854-8 https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/B978008045046900838X?via%3Dihub

